Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Mevzuatı Kapsamında İzmit Körfezinde Konuşlu Donanma Komutanlığı ve Gölcük Askeri Tersanesinin Durumu
Bu makalenin amacı İzmit Körfezi’nde konuşlanmış Donanma Komutanlığı ve Gölcük Askeri Tersanesinin geçmişine kısaca göz atmak, onların önemini vurgulamak ve günümüzde körfezde devam eden denizcilik faaliyetlerinden biri olan kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerindeki gelişmeleri değerlendirmek ve bunlar arasında etkileşimleri incelemektir.
Makalede önce İzmit Körfezinin ticari denizcilikteki önemi vurgulanarak, İzmit Körfezinde konuşlu Gölcük Askeri Tersanesi ve Donanma Komutanlığı hakkında kısa tarihi bilgiler verilecek, sonunda kılavuzluk ve römorkörcülük alanındaki gelişmelerin Gölcük Askeri Tersanesine ve Donanma Komutanlığına olan etkileşimlerinden söz edilecektir.
Bilindiği üzere, İzmit Körfezi denizcilik açısından Türkiye’nin en stratejik noktalarından biridir. Bunu şöyle ifade edebiliriz:
Sanayi ve Ticaret Merkezi: Körfez, Türkiye’nin en büyük sanayi bölgelerinden birine ev sahipliği yapar. Özellikle Kocaeli ve Gebze çevresinde bulunan sanayi tesisleri, ithalat ve ihracat açısından büyük bir deniz trafiği oluşturur.
Limanlar ve Lojistik Üsleri: Türkiye’nin en yoğun limanlarından birçoğu burada bulunur. Bu limanlar, uluslararası ticaret açısından büyük önem taşır.
İstanbul ve Marmara Bölgesi’ne Yakınlık: İzmit Körfezi, İstanbul’a yakın olması sebebiyle deniz taşımacılığında önemli bir geçiş noktasıdır. Marmara Denizi’nin doğu ucunda yer alması, Karadeniz, Ege ve Akdeniz bağlantılarını güçlendirir.
Gemi İnşa ve Bakım Tesisleri: Bölgede bulunan birçok tersane, gemi inşa, bakım ve onarım faaliyetleri, Türk denizcilik sektörüne büyük katkı sağlar. Yalova tersaneler bölgesinde 37 tersane, Kosbaş (Kocaeli Serbest Bölgesinde) 8 tersane olmak üzere Körfezde toplam 45 tersane bulunmaktadır. Tuzla’da 51 tersane olduğu bilindiğine göre, körfezdeki tersane sayısı, Türkiye’nin en eski tersane bölgesi ile neredeyse eşittir.
Tüpraş İzmit Rafinerisi: Türkiye’nin en büyük ve en gelişmiş petrol rafinerisi olup, ülkenin petrol sektöründeki dışa bağımlılığını azaltarak, enerji ihtiyacının karşılanmasında kritik bir rol oynar. Benzin, motorin, jet yakıtı, LPG ve asfalt gibi temel petrol ürünlerini üretir. Türkiye’nin akaryakıt ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayarak dışa bağımlılığı azaltır. Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarından biri olarak ekonomiye ciddi katkı sağlar. Yüzlerce yerli ve yabancı şirkete ham madde tedarik ederek sanayi üretimini destekler. İhracat gelirleri ile Türkiye ekonomisine döviz kazandırır. Rafinerinin deniz taşımacılığına uygun konumu sayesinde ithalat ve ihracat kolaylıkla yapılır. Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlamak için kritik bir noktada yer alır. Binlerce kişiye doğrudan ve dolaylı olarak iş imkânı sağlar. Yan sanayiye de destek olarak çok sayıda sektörde istihdam yaratır. Daha çevreci üretim süreçleri ve Ar-Ge çalışmaları ile sürdürülebilir enerji politikalarına katkı sunar. Yakın zamanda devreye alınan Fuel Oil Dönüşüm Tesisi ile daha verimli yakıt üretimi sağlanmaktadır.
Osmangazi Köprüsü: 2016 yılında hizmete açılan Osmangazi Köprüsü körfezin kuzey ve güney yakasını birleştirerek, ulaşım süresini ve maliyetleri önemli ölçüde azaltmıştır. Lojistik sektörü ve sanayi bölgeleri için nakliye maliyetleri düşerken, turizm hareketliliği artmış, özellikle Yalova ve Bursa bölgelerine daha fazla ziyaretçi gelmeye başlamıştır. Araçların Körfezi dolaşırken harcadığı yakıt tüketimi ve karbon salınımı azalmış, daha kısa mesafe sayesinde çevreye daha az zarar verilmiştir. Köprü, deprem yönetmeliklerine uygun olarak inşa edilmiş ve büyük depremlere dayanıklı olması için özel tasarlanmıştır. Köprü, olası bir deprem veya acil durumda hızlı tahliye imkânı sağlamaktadır. Bununla birlikte köprünün olduğu yer, körfezin en dar yerlerinden birisi olup, burada yoğun bir gemi trafiği olmasının yanında, akıntı tesiri de söz konusudur. Bu bölgede limanların kuzeyde olmasından ötürü, doğuya giden gemiler, eğer Dil iskelesi limanlarından birine yanaşacaksa, kuzey sahile geçmek durumundadır. Diğer bir deyişle hem bu kuzeye geçiş hem köprünün varlığı hem de batı yönlü gemi trafiğinin olması, bu bölgede riskleri arttırmaktadır. Bunun yönetilmesi üç kılavuzluk teşkilatının hizmet vermesi durumunda zor olabilecektir.
İç Deniz Avantajı: Körfezin doğal yapısı, gemilere nispeten korunaklı ve güvenli bir liman alanı sunar. Bu durum, özellikle kötü hava koşullarında avantaj sağlar.
Özetle, İzmit Körfezi Türkiye’nin deniz taşımacılığı, lojistik ve sanayi açısından en kritik bölgelerinden biridir. Türkiye'nin en büyük sanayi ve lojistik merkezlerinden biri olan Kocaeli’ndeki 36 limanda, 2024'te yaklaşık 84 milyon ton yük elleçlenmiştir. İzmit Körfezi'ndeki limanlara 2024'te 6 bin 348'i yabancı bayraklı olmak üzere toplam 9 bin 1 yük gemisi uğradı ki bu gemilerin toplam grostonu 169 milyondur. Bu dönemde İzmit Körfezi limanlarında elleçlenen yüklerin yaklaşık yüzde 85'ini yurt dışı bağlantılı olan yüklerdir. Türk limanlarında 2024'te yapılan toplam yük elleçlemesinin yüzde 15,8'inin Kocaeli’nde gerçekleşmiştir. Tek bir liman olarak bakıldığında Kocaeli'nin elleçlenen yük miktarı bakımından dünyada 85. sırada (Ambarlı 64. , Mersin 91. ve Tekirdağ100.) Avrupa’da ise 6. sıradadır.
Gölcük Askeri Tersanesi
Gölcük Askeri Tersanesi İzmit Körfezinde tarihsel öneme sahip önemli bir noktadır. Tarihte, 1326’da Akçakoca tarafından İzmit’in fethedilmesinin ardından İzmit’te ve Karamürsel’de gemi tezgâhları kurulmuştur. Bunlardan İzmit Tersanesi kısıtlı olanaklarıyla faaliyetini Cumhuriyet dönemine kadar sürdürmüştür. Bilindiği üzere Osmanlı devrinde gemi inşa faaliyeti Haliç’te (Tersane-i Amire) gerçekleştirilirdi. Gemilerdeki teknolojik ilerlemeler; buhar gücü, sacların kullanılması, silahlanma yarışları, gemilerin tonajlarını büyütürken, Haliç Körfezi gemilerin inşası için yeterli olamamıştı. Gölcük Tersanesinin kuruluşu Osmanlı zamanında planlanmıştır. O zamanlar İstinye’deki tersane Fransızların elindeydi, daha sonra millileştirme hamleleri sırasında, Cumhuriyet döneminde millileştirildi. Bu tersanenin avantajı İstanbul Boğazı gibi bir uluslararası su yolunda konumlanması ve tersane havuzlarının derin suda bulunmasıydı. Ne yazık ki 2000’li yıllarda yapılan özelleştirmeler sonucu bu tersane yitirildi. Yabancı ülkelerde bu tip tersanelerin kent ile içi içe olduğu birçok örnek bulunmaktadır. Bu tersanenin Yavuz gibi büyük bir zırhlıyı havuzlaması mümkün değildi. 1910 yılında İngiltere’de inşasına başlanan 25.000 tonluk Sultan Osman-ı Evvel, Reşadiye ve Fatih dretnotlarının onarımı ve havuzlanması için 1910 yılında İngilizlerle Gölcük’te bir tersane kurulması çalışmalarına başlanmıştı. Ancak Balkan Savaşı, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı tersane çalışmalarını geciktirmiştir.
Lozan Boğazlar Sözleşmesiyle İmroz, Bozcaada, Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi kıyıları ve İstanbul Boğazı silahsızlandırılmıştı. İlk başkanlığını Osmanlı’dan Cumhuriyete intikal eden Amiral Vasıf Temel’in yaptığı Boğazlar Komisyonu 1936’ya kadar devam etti. Ne 6.000 tonluk gemilerin havuzlandığı Haliç’ten, ne de o dönemde bir Fransız firmasına ait olan ve 10.000 tonluk gemilerin havuzlandığı İstinye’den faydalanmak mümkün değildi. Genç Cumhuriyete, Osmanlı’dan yok noktasında bir denizcilik mirası kalmıştı. Ülkenin elinde bulunan 24.000 tonluk Yavuz, yaklaşık 9 yıldır ne havuz ne de büyük tamir görmüştü. Gemi yapılan hafif tamirlerle ayakta duruyordu, üstelik gemiden ayrılan Alman denizciler gemi ile ilgili birçok dokümanı götürmüş, saklamış ve tahrip etmişlerdi. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Yavuz’u yurt dışına tamire göndermek istemiyor, yurt içinde ülkenin imkanlarıyla tamir edilmesini istiyordu. Sultan Osman-ı Evvel ve Reşadiye dretnotlarının İngilizler tarafından I. Dünya Savaşı öncesi el konulması akıbetini yaşamak istemeyen büyük önder, Yavuz’u Cumhuriyet Donanmasının Amiral Gemisi yapma gayesindeydi ki bu gaye başarıyla gerçekleştirilmiştir. Yavuz için önce Havuz, sonra tamir ihalesi açıldı. Havuz ihalesini bir Alman firması kazandı. Havuzla beraber Gölcük’e pek çok tesis yapıldı. Yüzer havuz inşaatı 1926’da tamamlandı. O tarihten sonra Yavuz’un onarımı bir Fransız firmasına verildi. Tamiri üstlenen firma da Gölcük’e birçok tesis yaptı. Bölgedeki bataklık kurutuldu, hizmet binalarına ekler yapıldı. 1928 yılında Haliç tersanesinde bulunan fabrikalara ait iş makineleri ve yine İzmit tersanesindeki benzer donanımlar Gölcük’e taşındı. Rahmetli Ord. Prof. Ata Nutku, bu taşınmalar esnasında birçok makinenin, edevatın yollarda harap olduğunu, kaybolduğunu yazmıştır. Tarihte Yavuz-Havuz davası olarak bilinen dava, Yavuz’un havuz sürecindeki bazı yolsuzluklarla ilgilidir. Olaylar yargıya aksetmiş ve süreç sonunda “Bahriye Vekaleti” kaldırılmıştır.
Gölcük Tersanesinde ilk olarak 1931 yılında 60 m uzunluğunda ve 1.250 tonluk Gölcük yağ gemisi (yakıt tankeri) inşasına başlanmıştır. Bu geminin inşasını üstelenen Ata Nutku’nun ne zorluklar çektiği, Aydın Eken’in kitabında anlatılmıştır. Ata Nutku, perçin çakan, tamir yapan tersane ustalarını, gemi inşa eden ustalar haline getirmiştir. Aynı zamanda personel arasında yerleşik “biz gemi yapamayız” zihniyetini yerle bir etmiştir. 1938 yılında tamamlanan gemi, 1963 yılına kadar Donanmada görev yapmıştır. Gölcük Tersanesinde ikinci ihale bir Hollanda firmasına 1934’te verilmiştir. İhale yerine getirilince, torpido, akü, makine, tekne fabrikaları ve ana ofisler yapılmıştır. Tersanenin geliştirilmesi açısından 1941,1943, 1945 yıllarında İngiltere’den uzmanlar gelerek planlar hazırlamışlardır. Alman firmaları tarafından başlatılan ancak tamamlanamayan Yıldıray denizaltısı İngiltere’nin desteği ile 1946’da yılında Gölcük’te tamamlanmıştır. Tersanenin asıl gelişimi İkinci Dünya Savaşı sonunda Amerikan yardımları ile olmuştur. 1947’de Amerika ile yapılan anlaşmalar neticesinde tersane modern imkanlara kavuşturulmuştur. Döküm fabrikası ve 03 atölyesi 1947 yılında , Makine A ve tekne fabrikaları ise 1948 yılında tamamlanmıştır. Geçen zaman içinde Gölcük bir “tersane şehri” haline gelmiştir. Deniz Kuvvetlerinin yaptığı planlama çerçevesinde Taşkızak Tersanesi motorlu gemilerin onarım ve inşalarını yaparken, Gölcük Tersanesi genelde stimli gemilerin (muhriplerin) ve denizaltıların onarım ve inşalarını yapmıştır.
1924 yılı referans alındığında bugün itibarıyla Gölcük Tersanesi 101 yaşındadır. Yukarıda görüleceği gibi, tersanenin bugüne gelmesi için bir asır geçmiştir. Bu süreçte ülkede Cumhuriyet rejiminin unsurları uygulamaya konulmuş, devrimler yapılmış, eğitim imkânları arttırılmış, top yekûn ülke imkanlarının artırılması için gece-gündüz çalışılmış, Osmanlı borçları ödenmiş, Cumhuriyet Donanması oluşturulmuş, yine ticaret denizciliğimizde birçok adım atılmıştır. Bir çırpıda anlatılmaya çalışılan ve bir asırda ortaya konan Gölcük Askeri Tersanesinin, en yüksek surette korunması, asimetrik tehditlerin saptanması, dinamik olarak tersane çevresinin güvenliğini tehdit eden unsurlar değerlendirilmesi, çevre etki değerlendirmelerinin yapılması gerekmektedir. Tersane etrafındaki gemi trafiğinin tek elden yönetimi bu konuda önem kazanmaktadır.
Donanma Komutanlığı
Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri deniz gücü içinde Donanma Komutanlığı makamının, kuruluşu ve fonksiyonel görevinde hiçbir değişiklik olmamıştır. Bir başka deyişle Donanma Komutanlığı Büyük zaferden sonra imzalanan Mudanya Ateşkesinin hemen ardından kurulmuş ve 1949 yılına kadar, yani Deniz Kuvvetleri kuruluncaya kadar “Türk Askeri Deniz Gücü’nün temel unsuru olmuştur. Bunda en büyük neden şüphesiz Lozan Antlaşması gereğince Boğazların ve Marmara Denizi kıyılarının askersizleştirilmesidir. Türkiye Cumhuriyeti, Ege ve Karadeniz’den gelebilecek bir tehdidi Gölcük’te konuşlandırdığı Donanma Komutanlığı ile önlemeyi planlamıştır. Özellikle 1930’dan sonra Donanma Komutanlarının, Ankara’da görev yapan Deniz Müsteşarı ve/veya Genelkurmay Deniz Yardımcılarından daha kıdemli oldukları çokça rastlanan bir durum olmuştur. Bu nedenle Donanma Komutanlığı genelde Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı olmuştur. 12 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesi’nin ardından, TBMM tarafından Gv. Albay Ahmet Hamdi Denizmen’in 23.12.1922’de Donanma Komutanı olarak atanmıştır.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde yer alan Donanma Komutanlığı, özellikle denizlerde Türkiye’nin güvenliğini sağlamak, Türkiye’nin deniz sahalarını ve çıkarlarını korumak, askeri caydırıcılığı sağlamak, gerektiğinde operasyon yapmak ve uluslararası görevlerde yer almakla sorumludur. Donanmanın ana unsurları; firkateynler, korvetler, denizaltılar, hücumbotlar, mayın gemileri, destek gemileri ve amfibi birlikleridir. Donanma Komutanlığı'nın görevleri şunlardır:
Türkiye’nin Deniz Hak ve Menfaatlerini Koruma: Harbe hazır deniz ve deniz hava kuvvetini idame etmek ve bu kuvvetin etkinlikle kullanılmasını sağlamaktır.
NATO ve Uluslararası Görevler: Türk Deniz Kuvvetleri, NATO üyesi olduğu için ittifakın operasyonlarına aktif olarak katılmaktadır. Somali açıklarında deniz haydutluğu ile mücadele gibi uluslararası görevler yürütülmektedir.
Deniz Savunması ve Stratejik Caydırıcılık: Türk Deniz Kuvvetleri, denizaltılar ve savaş gemileri ile stratejik caydırıcılık sağlar. Türkiye’nin güvenliğini tehdit edebilecek unsurlara karşı hazır durumda bulunur.
Amfibi ve Özel Kuvvetler Operasyonları: SAT (Sualtı Taarruz) ve SAS (Sualtı Savunma) birlikleri gibi özel kuvvetler operasyonlarında kritik görevler üstlenir.
Arama-Kurtarma ve İnsani Yardım: Doğal afetlerde ve denizde tehlike altında kalan unsurlara yardım operasyonları düzenler.
Sonuç olarak, Türk Donanma Komutanlığı, Türkiye'nin denizlerdeki egemenliğini sağlamak ve ulusal güvenliğini korumak için kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle son yıllarda Mavi Vatan konsepti çerçevesinde etkinliğini artırmış ve modern savaş gemileri, denizaltılar ve insansız deniz araçlarıyla donatılmıştır.
İzmit Körfezinin Önemi:
İzmit Körfezi, Türkiye’nin savunması açısından kritik bir rol oynar. Özellikle Donanma Komutanlığı ve Gölcük Askeri Tersanesi gibi stratejik unsurların burada bulunması, bölgenin askerî açıdan önemini artırmaktadır.
Savunma Açısından Önemi
Donanma Komutanlığı, Türk Deniz Kuvvetleri’nin en önemli komuta merkezlerinden biridir. Burada konuşlu savaş gemileri, denizaltılar ve diğer askeri unsurlar, Türkiye’nin karasularında, kıta sahanlığında, münhasır ekonomik bölgelerindeki denizlerde güvenliğini sağlamada kritik rol oynar. İzmit Körfezi, Karadeniz, Ege ve Akdeniz’e açılan bir noktada yer aldığı için stratejik olarak büyük bir avantaja sahiptir.
Gölcük Askeri Tersanesi – Yerli ve Milli Savunma Sanayii Üssü
Türkiye’nin askeri gemi inşa ve bakım üssü olan Gölcük Tersanesi, özellikle denizaltı üretimi ve modernizasyonu konusunda önemli bir merkezdir. MİLGEM, Milli denizaltı projeleri ve savaş gemilerinin bakım-onarımı burada yapılmaktadır. Bu milli projelerde yer alan yüzlerce Türk şirketi, her biri küresel firma olma yolunda ilerlemektedir.
Kritik Lojistik ve Stratejik Konum
İzmit Körfezi, coğrafi konumu itibariyle doğal bir liman özelliği taşır ve bu da askeri gemiler için güvenli bir barınma imkânı sunar. Körfez, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının güvenliği açısından da önemli bir konumdadır. Birinci Dünya savaşında imkansızlıklardan, İkinci Dünya savaşında da tarafsızlık doktrini nedeniyle donanmamız Marmara’da Boğazlarımızı savunmak için tutulmuştur.
Deniz Savunma ve Güvenlik Operasyonları
Körfezde konuşlu askeri birlikler, Marmara Denizi ve çevresindeki güvenliğini sağlamakla görevlidir. Özellikle Karadeniz ve Ege’de yaşanan jeopolitik gelişmeler göz önüne alındığında, bu bölgedeki askeri varlık Türkiye’nin caydırıcılık gücünü artırmaktadır.
İzmit Körfezi, sadece ticaret ve sanayi açısından değil, Türkiye’nin denizlerdeki savunma stratejisinin kalbi olarak da büyük bir öneme sahiptir. Donanma Komutanlığı ve Gölcük Askeri Tersanesi sayesinde, Türkiye’nin deniz gücü burada şekillenmekte ve korunmaktadır. Bu nedenle, İzmit Körfezi Türkiye’nin denizlerdeki güvenliği için vazgeçilmez bir bölgedir.
Sonuçlar:
İzmit Körfezi’nde kılavuzluk hizmetinin üç ayrı bölgeye bölünmesi bazı olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu durumun hem Türk Deniz Kuvvetleri hem de sanayi ve ticaret tesisleri açısından yaratabileceği mahsurları şöyle sıralayabiliriz:
1. Deniz Kuvvetleri Açısından Mahsurlar
Koordinasyon Zorlukları: Tek bir kılavuzluk teşkilatı varken sağlanan bütünlük, düzen ve koordinasyon, üç ayrı teşkilatın hizmet vermesi durumunda bozulabilir. Deniz Kuvvetlerine ait askeri gemilerin ve denizaltıların seyirleri ve manevraları sırasında kılavuz kaptanlar arasında uyumsuzluk olabilir.
Güvenlik Zafiyeti: Farklı teşkilatlar arasında bilgi paylaşımında kopukluk yaşanabilir, bu da savaş gemilerinin güvenli hareketini riske atabilir.
Gizlilik ve Stratejik Bilgilerin Dağılması: Askeri gemilerin hareketiyle ilgili bilgiler daha fazla kişi ve teşkilatın erişimine açılacağı için güvenlik açısından riskler artabilir.
2. Sanayi ve Ticaret Açısından Mahsurlar
Operasyonel Verimsizlik: Halihazırda tek bir organizasyon tarafından sağlanan kılavuzluk hizmeti bölünürse, her bölgedeki hizmet standardı farklı olabilir. Bu da liman operasyonlarında aksamalara yol açabilir ve ekonomik kayıplar olabilir.
Maliyet Artışı: Üç farklı teşkilatın idaresi için daha fazla personel, pilot botu, römorkör, pilot istasyonu, araba vb. altyapı ve koordinasyon mekanizması gerekecektir. Bu da hem kamu hem de özel sektör için ek maliyetler doğurabilir.
Gemi Trafiğinde Artan Karmaşıklık: İzmit Körfezi’nde yıllık 80 milyon tondan fazla yük elleçlenir ve bu yoğun trafikte farklı kılavuzluk teşkilatları arasında yaşanabilecek anlaşmazlıklar, gemi manevralarında gecikmelere neden olabilir.
Rekabet Yerine Uyum Sorunu: Farklı teşkilatlar arasında yaşanabilecek rekabet, hizmet kalitesini düşürebilir ve liman işlemlerinin güvenliğini tehlikeye atabilir. Dünyada kılavuzlukta rekabet kabul edilmez, tavsiye edilmez, bu hizmetler emniyetle sürdürülür. Can ve mal güvenliği ve denizlerin korunması kılavuzluğun temel bileşenleridir. Rekabet bu bileşenleri zaafa uğratır. Kılavuzluk hizmetlerinde, can, mal ve denizlerin korunması salt bir gelir artışı amacıyla feda edilemez. Sonuç olarak, denizcilikte kılavuzluk hizmetlerinde rekabet olmamasının temel nedeni, bu hizmetlerin yüksek derecede uzmanlık ve düzenlemeye tabii olması, çoğunlukla tek bir sağlayıcı tarafından verilmesi ve güvenlik ile koordinasyon gerektirmesidir.
3. Gemi Trafik Hizmetleri Açısından Mahsurlar
Daha Karmaşık Bir Trafik Yönetimi: Gemi Trafik Hizmetleri (VTS), Körfez’deki gemi trafiğini düzenlerken tek bir kılavuzluk teşkilatıyla çalışmak yerine üç farklı teşkilatla iletişim kurmak zorunda kalacaktır. Buna üç ayrı römorkörcülük firması da ilave edilirse, bu sayı altıya çıkmaktadır. Körfezdeki mevcut bir tesisi de eklediğimizde bu sayı yedi olacaktır. Sonuç olarak Türkiye’nin en büyük liman sahasına sahip Kocaeli Liman Başkanlığı kendi asli işini yaparken, özel olarak bu oluşumu idare etmek ve yönetmek için bir hayli çaba göstermek zorunda kalabilecektir. Görüleceği üzere bu durum koordinasyonu zorlaştırabilir ve sürdürülebilirliği meçhuldür.
Kriz Anlarında Etkin Müdahale Güçlüğü: Kazalar, yangınlar veya çevresel felaketler gibi acil durumlarda müdahale süresi uzayabilir.
Sonuç olarak, İzmit Körfezi gibi yoğun bir ticari ve askeri faaliyetin olduğu bir körfezde kılavuzluk hizmetlerinin üç ayrı teşkilat tarafından yerine getirilmesi, koordinasyon kayıplarına, güvenlik risklerine ve operasyonel verimsizliğe yol açabilir. Hem Türk Deniz Kuvvetleri hem de sanayi ve ticaret sektörü için en verimli çözüm, bundan önceki duruma dönerek, körfezdeki kılavuzluk hizmetinin bir teşkilat tarafından verilmesi ve böylece sistemin bütünlük içinde yönetilmeye devam edilmesidir.
Saygılarımla
Uluç HANHAN
Kaynaklar:
Doç. Dr. Mustafa Hergüner, İkinci Dünya Savaşında Türk Denizciliği, Kastaş Yayınevi, İstanbul, 2011
Y. Müh. Aydın EKEN, Ord. Prof. Ata Nutku, , İTÜ Vakfı Yayınları, İstanbul, 2012
Osman Öndeş, Endaze: Türkiye’nin gemi yapan adamları, Deniz Ticaret Odası yayınları, İstanbul, 2010
Rasim Ünlü, Tarihimizde Reşadiye ve Sultan Osman-ı Evvel Dretnotları, Yüksek Lisans Tezi, 2007
https://www.tersaneistanbul.com.tr/tr/blog/tersane-i-amirenin-kisa-tarihi
Anadolu Ajansı
Yorumlar 1
Kalan Karakter:
'' If it works , Don't touch it'' ..Körfezin , pasta keser gibi 3 parçaya bölünerek ihaleye çıkılmasının makul ve kabul edilebilir hiçbir gerekçesi yok iken , bilakis bölünerek ihaleye çıkılmasının onlarca sakıncası da ortada iken ; umarım devlet aklı hakim gelir de saat gibi tıkır tıkır işleyen bir sistem ranta heba edilerek telafisi imkansız zararlar ortaya çıkmaz.
Kalan Karakter: 1000